| Kategorisi: Anasayfa › Kategoriler › Sağlık - Tıp › Dahili Tıp Bilimleri |
|
| Arkadaşına Tavsiye Et | Sayfayı yazdır |
Endüstride İş Veriminin Artırılması
|
|
|
|
|
| Ortalama Puan: |
 |
| ISBN: 9785010106001 |  |
| Baskı Sayısı: 1. Baskı |  |
| Basım Tarihi: Ocak 2001 | |
| Baskı Yeri: İstanbul |  |
| Sayfa Sayısı: 184 |  |
| Ebat: 16x23.5 |  |
| Yayınevi: Nobel Tıp Kitabevi |
|
Telefon Kodu: 127674 |
|
 
|
|
1 iş günü içerisinde kargoya verilir.
Ürünlerimiz, belirtilen tedarik süreci içerisinde kargoya teslim edilir. Temin edilemeyecek veya üretimi gecikecek olan ürünlerin para veya kredi kartı geri ödemesi yapılır. Kargo Ücreti; Sipariş Toplamı 75,00 TL Altında ise Aras Kargo için 6,00 TL, Yurtiçi Kargo için 7,00 TL dir. Sipariş Toplamınız 75,00 - 100 TL arasındaki siparislerde kargo ücretinde %50 indirim uygulanır. 100 TL üstünde ise kargo ücreti alınmaz. |
| Bu ürünle ilgili hata bildirimi yapmak için tıklayınız |
|
|
|
"Paranın ne önemi var, mühim olan insanlık" sözleriyle başlayan şarkıyı yurdumuzda
belki duymayan kalmamıştır. Acaba bu şarkı neden meşhur oldu? Beste ve icra tamam
da, sözlerinin hiç mi rolü olmamıştır? Bence sözlerinin doğruluğu ve sözlerinin benimsenmesi,
bu şarkıyı bu kadar ünlü yapmıştır. Evet, hemen pekçok insan bu söze katılır
"paranın ne önemi var, mühim olan insanlık". Pekiyi öyle de niçin bunca insanlar para
uğnına adeta dokuz takla atmaktadırlar?
İşte değerli okuyucularımız sorun burada yatmaktadır.
Vücudumuzun sağlığın belli bir dengesi vardır. Vücudumuzda birbirine zıd etki yapan
iki türlü sinir sistemimiz bulunmaktadır. Bunlar birbirlerine zıd etki yaparlar. Böylece vücudumuz
ayakta kalabilir ve sağlığını sürdürür. Adı geçen sempatik ve parasempatik sinir
sistemlerimizdir. Birisi kalp hareketlerini hızlandırırken diğeri yavaşlatır. Bunun gibi
tüm organlarımız için de buna benzer fizyolojik fonksiyonlar sözkonusudur.
Bir telefon direğinin ayakta kalabilmesi için bir telin bu direği bir tarafa, diğer telin de
öbür yana çekmesi gerekir ki direk ayakta kalabilsin. Bu teller birbirine zıd etki yaparken
direğin ayakta kalmasını sağlarlar. Türlü hastalıklarda vücudumuzun bu dengesi bozulabilir,
o zaman insan hastalanır ve yatağa düşer. Sağlık bozulmuştur. Tedavi edilmesi
gereklidir.
İnsan sağlığı üç yönlüdür. Bedensel sağlık, psikolojik sağlık ve sosyal sağlık olmak
üzere bunlar belirtilmektedir.
Psikolojik sağlığımızla ilgili olarak da şu hususu bilmemiz lazımdır.
Psikolojik yani ruhsal, moral ve ahlak sağlığımız da birbirine zıd iki gücün etkisiyle
normal yaşantısını sürdürebilmektedir. Bunlar ego (benlik) ile süperego (üst benlik, vicdan)
dır. Eğer ego hakim gelirse insan egoist, bencil olur. Önemli olan kendi menfaatidir.
Kendi menfaatinden başka birşeyi gözü görmez. Başkalarının hak ve hukukunu gözetmez.
Eğer üst benlik hakim gelirse bu insan, anladığımız anlamda mükemmel insan olmak
için, eğer iyi eğitilirse şartları hazır demektir. Kendi menfaatleri ile başkalarının menfaatlerini
kardeşçe karşılayacaktır. Olumlu insan bu ego ile süperegonun dengeli çalışmasıyla
olacaktır. Sırf süperegonun hakim olmasında ise birey kendi hayatiyeti için gerekli olan
şartları koruyabilmekte aciz kalacaktır. Bu sebeple bu iki gücün dengeli çalışması psikolojik
sağlık için esastır.
Görüldüğü gibi hayat zıdlıklarla doludur. Bu zıdlıklar etimizde, kemiğimizde, vücudumuzda,
karakterimizde heryerde yardır. Beyaz ile siyah, iyi ile kötü, çalışkan ile tembel
ve daha niceleri, böyledir. Her şey zıddı ile kaimdir.
Bütün bunları niçin söylemekteyiz.
Demek istemekteyiz ki aslında paranın ne önemi var, mühim olan insanlık ama gel
gelelim, sosyal yaşantıda dejenerasyondan nasibini almıştır ve para olmaması lazım geldiği
halde olması lazım gelenden daha üst mevkilerde gözükmektedir.
Ama normali bu değildir. Normali "paranın ne önemi var, mühim olan insanlıktır". Birey
yaşam bilimin çözümlenmesi konusunda yeter düzeyde bilgi sahibi olmazsa paraya
düşkünlük, patolojik hal de alabilmektedir. Ama gerçekleri bilmek lazımdır.
Biz bu çalışmamızla gerçekte işçinin işinden beklediği on hedefi tesbit ettikten sonra,
bunlar içersinde paranın kaçıncı sırada kaldığını bilimsel olarak açıklamaktayız.
Görülecektir ki para zannedildiği gibi her zaman herşey demek değildir. İşçinin işinden
beklediği bu on hedef içersinde para yedinci sıradadır. İlk altı maddenin böylece paradan
da mühim olduğu kendiliğinden ortaya çıkmaktadır. Ama hernedense bu on hedef
herkes için değerli olmasına rağmen, para kadar açık ve seçik görülememektedirler. Örneğin
insanın yaşayabilmesi için hava en birinci planda gereklidir ama nedense hava kolay
kolay kimsenin aklına gelmez.
Çünkü hava bedavadır. Havayı temin etmek için bir çabaya normal şartlarda gerek
yoktur. Ama havanın yokluğunda o birden bire gündemin birinci sırasına çıkıverir. İşçinin
işinden beklediği bu on hedefin hepsi de çok önemlidir. Hangi bir çalışana bunlar
sorulsa normal ve sağlıklı olan her işçi bu on hedefi arzulayacaktır.
Demek ki endüstri alanında da pekçok ilmi araştırmalara ihtiyaç vardır.
İşte biz bu travayımızda Prof. Dr. G.E.Mayonun ünlü Hawthorne araştırmalarında ortaya
çıkardığı gerçeklerin bazılarını örnekleriyle sunmaktayız.
Ayrıca da işçinin psikososyal sağlığıyla ilgili özelliklerine değinilmektedir. Çalışanın-işcinin
psikososyal özellikleri ve başarılı uyumlarının esasları çok özet olarak ele alınmaktadır.
Endüstride iş veriminin artırılabilmesi için çoğumuzun bildiği fakat belki bir sentez
yapmakta zorlandığı kriterleri konu etmekteyiz. Bütünüyle çalışmamız tıbbın önemli çalışma
alanlarından birisi olan Endüstri Sağlığının bir bölümü demek olan bazı psikososyal
meselelere dikkatleri çekmektedir.
Çalışanın bir insan olduğu hep hatırlatılarak, davranış bilimleri ve psikososyal bilimlerin
verilerinden yararlanılması gerektiğini vurgulanmaktadır.
Sosyal bilimler içersinde önemli bir bilim sanat ve meslek olan "Sosyal Çalışma Anabilim
Dalı"na dikkatler çekilerek, bu disiplinden endüstri alanında daha etkin bir şekilde
yararlanılması lüzumu bildirilmektedir.
Yurdumuzda süratle endüstrileşmenin hüküm sürdüğü bir dönemde bu çalışmamızın
önemli bir eksikliği kapatacağı ümidindeyiz. Temennimiz Sosyal Bilimlerin Birinci Beş
Yıllık Kalkınma Planlarımızda da belirtildiği gibi tıp hizmetlerine daha çok entegre olmasından
yanadır. Çünkü bu bir ihtiyaçtan çok mecburiyettir. 1847 yılında ünlü bir bilim
adamı "tıp aslında sosyal bir bilimdir, tıbbın sosyal bir bilim olduğu gözönüne alınmazsa
gayretlerimizden beklenilenler elde edilemez" demiştir. Bu bilim adamı S.Neumanndır.
Bu çalışmamız bilindiği gibi bir "Halk Sağlık Eğitimi" hizmetidir. Bilgilerin basit bir anlatımla
halka maledilmesi sözkonusudur. Halk Sağlık Eğitimi Uzmanlığı pekçok ülkede
ayrı bir unvandır. Çeşitli alanlarda nasıl ihtisas yapılıyorsa, halk sağlık eğitimi alanında da
öyle olmaktadır. Çünkü eğitim zaten başlı başına bilim, sanat ve meslektir. Burada bir de
işin içine halk sağlığı olayı girmektedir. Görüldüğü gibi mesele öyle basit bir konu değildir.
Bilmek başka, öğretebilmek ise daha başkadır. Öğretebilmenin ve öğrenebilmenin
usûlleri, yöntemleri vardır. İnsanın öğrendiği bilgiyi kavrıyabilmesi ve onu adeta kendi
malı haline getirebilmesi lazımdır. Sonra da o bilgiden yeterince yararlanması gündeme
gelecektir. Başkalarına verdiği bilgileri bireyin bizzat kendisinin ne derece de kullanıp,
kullanamadığı da mühimdir.
Nereden bakılırsa bakılsın, eğitim başlıbaşına derin bir konudur. Halk sağlık eğitimi
ise bu bilimin bir diğer alt başlığıdır.
İnsanı tanıtan bilimler, sosyal bilim başlığı altında toplanmaktadır. Aynı zamanda sosyal bilim kökenli olmam dolayısıyle, bu alanda da elimden geldiğince halkımıza hizmet
etmek istediğimden bu çalışmayı hazırlamış bulunmaktayım.
i.Ü. İstanbul Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalında oniki yıl süreyle akademisyen
olarak çalıştım. Burada özellikle Halk Sağlık Eğitimi konusunda yoğunlaştım. Endüstri
Sağlığı ve Meslek Hastalıkları alanında türlü çalışmalar yapmış, kitapları kaç kez basılmış
değerli hocam Prof. Dr. Sıtkı Velicangil olmuştur. Yıllarca kendisinden bu alanda da
ilim ve feyz aldığımı belirtmek isterim. Bu değerli hocanın yetiştirdiği bir öğretim üyesiyim.
Onun bizlere vermek istediği pekçok bilgiden hiçolmazsa bazılarını halkıma sunabilmek
benim için görev telakki edilmiştir. Bu çalışma böylece ortaya çıkmıştır.
Halk sağlık eğitimi yapabilmenin türlü özelliklerinden birisi de, yeri geldikçe yeter derecede
tekrarlara yer verebilmektir. Çünkü bunu okuyan bir öğrenci değildir. Kitabı okuduktan
sonra sınava girecek de değildir. O anda okuduğundan ne anlıyorsa çoğunlukla
belki de öyle kalacaktır. Bir başka konuda anlatılmış olay şimdi yine hatırlatılmak isteniyorsa,
o zaman hiç usanmadan mesele kısaca yinelenebilmelidir. Böylece okuyucu sayfalar
arasında kaybolmamalıdır. O anlatılan olayı bulup okumak için geriye dönmemelidir.
Öyle olur ise okuyucu belki de sıkılacak ve okumaktan vazgeçecektir.
Sonuç olarak söylemek gerekirse halk sağlık eğitimi çalışmalarında bol tekrar yerinde
olmak şartı ile yararlı olacaktır. Tabii akademik yazı modelinde, ders kitabı yazmada durum
çok farklıdır.
Çalışmalarımda akademik yayınlar ve halk sağlık eğitimi yayınları olarak başlıca iki
bölüm mevcuttur. Akademik yayınlarımız yüzün üzerindedir. Tez ve kitaplar bu rakamın
dışındadır. Halk sağlık eğitimi için de ortalama otuz civarında halkımıza büyüklü, küçüklü
kitaplar yazdım ve sundum. Halk sağlık eğitimi yayınlarından maddi bir gelir temini
söz konusu değildir. Bunlar tamamen hizmet bilinciyle verilmektedir. Bu sözü edilen halk
sağlık eğitimi yayınları kitaplar için maddi kazanç şöyle dursun, basım masraflarına da
katıldığımız çok olmuştur. Öyle ise tamamen iyi niyetlerle, sırf faydalı olmak için kendime,
aileme ve istirahatime ayırmam gereken kimi zamanlarımı bu işlere vererek, halk
sağlık eğitimi çalışmalarımı sürdürmekteyim.
Pekçok akademisyenin kendi alanlarıyla ilgili olarak bilgilerini basitleştirerek halk sağlık
eğitimi serisi hazırlamayı düşündüklerini tahmin etekte ve de tavsiye etmekteyim. Kaldı
ki kimileri de bu konuda eserler vermektedir. Doğru olan da budur.
Öğretimde genellikle şu hata sıkça yapılmaktadır. Bir öğretmen sınıfın en çalışkanına
göre kendisini şartlandırmakta, o öğrenci meseleyi anlamışsa, derse devam etmektedir.
Yahut da sınıfın zeki, akıllı, çabuk öğrenenlerini hedef tutarak dersler verilmektedir. Halbuki
önemli olan sınıfta bulunan herkesin o konuyu anlaması, öğrenmesidir. Nedense
okuyucularım da hemen hatırlıyacaklardır, böyle hata eğitimde sıkça olagelmektedir. Bu
hataya düşmemek için de halk sağlık eğitimi serisi kitaplarda, yeri geldiğince tekrarlar yapılmalıdır
ve kimi okuyucularımız da bundan sıkılmamalıdırlar. Onlar arzu ederlerse o
bölümleri atlamalıdırlar. Amaç çok kimseye faydalı olmaktır.
Endüstride iş veriminin artırılması adlı çalışmamızın hayırlı olmasını temenni eder,
okuyucularımıza sevgi ve saygılarımı sunarım.
1 Ocak 2001 Erenköy-İstanbul Prof. Dr. Kemal Çakmaklı
|

Garanti Bankası
|
Garanti Kredi Kartları: Bonus, Shop&Miles ve Flexi / Denizbank, ING Bank, TEB ve Şeker Bank’a ait BonusCard’lar
|
|

Akbank
|

İş Bankası
|
Maximum Kartlar: Maximum özellikli Ziraat Bankası kartlar
|
|

Yapı Kredi Bankası
|
World Kredi Kartları: Vakıfbank, Fortisbank ve Anadolubank kartları
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|